Geçenki yazımda söylemiştim, Formula 1′de görevliyim ve bir süre olmayacağım diye. Bu süre zarfında gitmeden önce hazırlamış olduğum yazılar belirli günlerde sizlere otomatik sunuldu
Ama artık Formula 1′i geride bıraktık ve yine sizlerleyim. Bu kez Formula 1 haftasından bahsedeceğim sizlere
Aslında hiçbirşey dışarıdan göründüğü gibi değildi. Yani sizler sadece cuma, cumartesi ve pazar olarak biliyorsunuz Formula 1′i. Halbuki yarışı düzenleyenler için bu süreç aylar öncesinden başlıyor. Biz görevliler içinse salı gününden başlamıştı
Yani anlatmak istediğim F1 için çok çalıştık çok hazırlandık. Hiçbir şeyin ters gitmesini istemiyorduk.

Gecenin 2’sinde yatıp sabahın 4.30′unda kalkıp 15 dakikalık bir kahvaltının ardından piste gittiğimiz çok günümüz oldu. Ama herşey en güzel ve problemsiz bir yarış içindi
Bilmiyorum şikayetçi olan var mı? Bana sorarsanız mükemmel bir haftaydı, harika bir ikinci tatildi. Yeni edindiğim çok güzel arkadaşlıklar ise en güzeliydi.

Benim görevim Intervention yani müdahale gözlemcisiydi ve 8. virajın çıkışında görevliydim. Tabi 43 derece olan sıcaklıkta tulumlarla vakit geçirmek pek kolay olmuyordu
Çözüm olarak yapacağınız en güzel yöntem baş aşağı dökeceğiniz su ve içinizdeki giysileri tamamen ıslatarak giymekti
Böylece bir saate yakın serin bir şekilde pisti gözlemleyebiliyordunuz

Sıralama turları ve yarış günü bambaşkaydı. Anlatmakla olmaz yaşamak lazım açıkçası. Aynı gün Polo Ladies, Seat Cup, GP2 ve F1 yarışları vardı. İlk olarak F1 ve GP2 araçlarının pistten geçişini izlediyseniz, Polo ve Seatlar sizi tatmin etmiyor ve “eee hadi ama hala gelemediler 1 dk oldu :D” esprilerini yapmaya yelteniyordunuz. Çünkü F1 araçlarının 8. virajtan geçiş hızları ortalama 260 km’ydi
O sesi anlatamam, hemen 3 metre önünüzden araçlar kulakları tırmalarcasına geçiyor. Hele hava akımından dolayı arka kanatlarda oluşan rüzgar gürültüsü sizi bir o kadar heyecanlandırıyor.

Yarış sona erdikten ve kupa töreninden sonra görevli arkadaşlarca pist üzerinde Türk bayrakları ve Türkiye sloganları ile yaptığımız geçiş ve yerli ya da yabancı, izleyici ya da takım görevlisi farketmezsinin el sallayarak uğurlamamız eminimki kendilerininde hafızalarında güzel bir anı olarak kalacaktır. Hele PIT çıkışına döndüğümüzde bu misafir perverliğimizin en güzel ispatlarından birini daha yapmıştık. PIT çıkışından garajlara doğru ilerleyen ha büyük ha küçük tüm takımların tırlarını “You are the best!” sloganları, alkışlar, el sallamalar ile uğurlamak sanırım güzel başladığımız bu işi unutulmaz anılarla sonlandırmak için birebirdi. O anı şöyle anlatabilirim; Önce şoför bizim olduğumuz alana doğru sürüyor koskoca tırı fakat gözlerinde bir şaşkınlık var gibi. Çünkü önünde yüzlerce kişi ıslıklar, alkışlar, el sallamalar, yüzlerde gülümseme, kimilerinin ellerinde video, dijital kameralar. Bir an için ne yapacağını şaşırmış gibi bir izlenim gösteriyor şoför. Fakat o kalabalığın içerisine girdiğinde aslında tüm alkış ve ıslıkların kendisine olduğunu anladığını ispatlarcasına bir anda yüzünde kocaman bir gülümse kopuyor ve o alkış tutan kalabalığın ritmine ayak uydurmak için kendi sesini en iyi duyurabileceği tırın kornasına ritimli olarak basmaya başlıyor. Evet! ilk takım tırı mutlu bir şekilde garaja yollanmıştı fakat durmak yok! Bakıyoruz hemen arkasından MidlandF1 tırı geliyor. Hemen onun önünü kısa bir süreliğine kesip kendilerini bu sevinç gösterisi içerisinden yavaşça geçmelerini ve bize katılmalarını sağlıyoruz. Kendileri ise memnun bir şekilde koltukları üzerinden sevinç gösterileri ile garajlarına yol alıyorlar
Kupa töreni üzerine yaşanan tatsızlığa ise girmek istemiyorum. Zaten kupa törenine de yetişemedik
Pazar günü akşamı İstanbul’a Utku’nun yanına geçtim. Fazla dışarı çıkmadım orada çünkü gündüz çok sıcak oluyordu ve ben ise uyumayı tercih ediyordum. Bir akşam çocuklarla dışarı çıktık ve Galata Köprü’sünün altına balık ekmeğe gitmeye karar verdik. O gece benim mega ultra süper
optik zoomlu fotoğraf makinamın gece çekim ayarlarını keşfettim
Pek ilgilenemiyordum fotoğraf makinası ile fakat bulduğum iyi oldu. Gerçekten çok hoş kareler yakaladım.


İstanbul’dan İzmit’e geçtim bir süre sonra. Murat ile biraz vakit geçirdikten sonra birlikte Zonguldak’a döndük dün
Şimdi ise uzun bir aranın ardından tekrar evimdeyim..
Bu yazı 2 Eylül 2006, 12:44 tarihinde yazılmış olup bu zamana kadar 2,034 kez görüntülenmiştir
En son ise 14 Eylül 2006, 00:54 tarihinde güncellenmiştir
Bu yazı 4 adet yorum almıştır ve bunların tamamı görüntülenmektedir.
ya hiç sorma. yayıncı kurum reklam mı versek F1 mi izletsek diye 1285423667932 defa yalpaladı. Düşün, televizyonun yarısını kaplayacak şekilde bir kare, içinde reklam, alta köşede de ekranın çeyreği kadar - hani bak F1 yayınlıyoruz demek amaç - yarışlar. Abi açık açık söylüyorum NTV yayınlasa F1 izlenmeye doyulmazdı. Ama yayıncı kurum sayesinde çok sıkıldım. NTV’nin geçmiş yayınlarını hatırlıyorum mesela, mükemmeldi.
Ayrıca eğer üzerinde ki siyahlı bir tulum ise, ben seni gördüm virajda
Yani 3-5 kişi vardı orda biri de sensindir mutlaka*
*olaya bakınız.. ![]()
sen yokken sosyomat diye bişey çıktı bu arada
bi gir onun hakkında da bişeyler yaz istersen.
bu yorumu sen oku diye yazdım onaylamana gerek yok. ![]()
ha birde izmitte oturuyorum ben aslında yani ailem orda yıldızda makine okuyorum bende ve bilgisayarla da ilgiliyim
ne çok ortak yönümüz varmmış ![]()
İşte beklediğim yazı buydu :D.Sonunda, nihatyet.Kaç gündür yazmayınca dedim herhalde bu adam f1′e kendini iyice kaptırıp gitti başka diyarlara :D.Ama güzel yine burdasın.
Yazını çok beğendim. Yeni yazılarının e-posta adresime gelmesini istiyorum :)